Beyaz Adamın Yükü’ 2023

İngiliz gazeteci ve şair Rudyard Kipling’in 1899 yılında “The White Man’s Burden” adında Filipin-Amerikan Savaşı ile ilgili yazdığı bir şiir var. Kısaca batının daha gelişmiş olduğu için ‘üstüne düşen’ sorumluluktan bahsediyor. ‘Beyaz adamın yükünün’, diğer ülkeleri geliştirmek olduğuna değiniyor – bu yol da çoğu zaman sömürgecilikten geçiyor… Kısaca bu şiir Batı’nın o dönemde – ve hala – kendini nasıl gördüğüne dair bize çok güzel bir fikir veriyor: üstün, en iyi bilen ve dünyanın problemlerini çözmek için gereken anahtarı elinde tutan.

1xbet

Neden bundan bahsediyorum?

Çünkü Filistinliler ve İsrailliler arasında yıllardır devam eden anlaşmazlıkların tohumları da aslında ‘sorumluluk’ maskesi altında kendi çıkarlarını düşünen beyaz adamlar tarafından 1917 Balfour Deklarasyonu ile ekildi – yani Kipling’in tayfası.

1xbet

İngiltere Balfour Deklarasyonu ile Yahudilerin Filistin’de ana vatanlarının kurulmasını desteklediğini belirtti. Enteresan şey şudur ki, Dünya Siyonist Teşkilâtı kurucusu Theodor Herzl bu ana vatanın kurulması için iki yer önerdi: Arjantin ya da Filistin. O iklim koşulları ve seyrek nüfuslu bölgelerinin fazlalığı nedeniyle Arjantin’i tercih etse de, Yahudilerin Filistin ile olan tarihi bağlarından dolayı, Filistin’in daha cezbedici bir seçenek olduğu kanısına varıldı. Hep merak ederim, acaba Arjantin’i seçselerdi olaylar nasıl gelişirdi…

Bu çok genel bir özet, daha ayrıntılı bilgiler için bana ulaşabilirsiniz, ders notlarımı paylaşmaktan mutluluk duyarım.

1xbet

2020’nin Ekim ayında İsrail’de bir mahkeme, 4 Filistinli ailenin Sheikh Jarrah mahallesinde bulunan evlerinden çıkarılması kararını aldı. Sonraki aylarda bu mahallede yaşayan başka Filistinli ailelerin de evlerinden çıkarılması planlanıyor.

Doğu Kudüs, Gaza ve Batı Şeria’yı 1967 yılında gerçekleşen Altı Gün Savaşı sonucu kendi topraklarına katan İsrail’in genişleme projesi, Filistinlileri, İsrail’in 1948 yılında kurulmasından beri evlerinden ve topraklarından ediyor – Sheikh Jarrah ilerledikleri bu yolda sadece yeni bir mahalle. Günümüzde yaklaşık 6 milyon Filistinli, mülteci statüsünde.

Ramazanın son cuması Mescid-i Aksa’ya namaz kılmak için gelen Filistinlilere İsrail polisi müdahale etti. Polisin Mescid-i Aksa’ya girmesiyle başlayan olaylara karşı yapılan eylemlerde polis plastik mermi, tazyikli su ve ses bombası kullandı. Hamas İsrail’in bazı bölgelerine roketler attı, buna karşılık İsrail de Gazze’ye hava saldırısı gerçekleştirdi. Bu saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısı 65 oldu. Yaralı sayısının da 360’ı geçtiği tahmin ediliyor.

Çoğu zaman yaptığım gibi burada bir durmak istiyorum…

Burada olay din, ırk, kim önce geldi meselesi değil. Bu politik bir mesele ve iki taraf da çözümlenmesini hak ediyor.

Çoğu İsrailli ve Yahudi yıllardır Filistinlilere yapılanlara karşı geliyor – problem halkın geneli değil zaten, problem devletler. Günün sonunda evinizden alınıp atılmak insanlık dışı. Filistin’de olaylar insanların topraklarından olması ile başladı ve evlerinden olmaları ile devam ediyor. Fark etmişsinizdir, yaşananlara İsrail-Filistin çatışması demiyorum. Birçok insanın da bahsettiği gibi Filistin’de olanlar, bir ‘çatışma’ değil. Bu durumda sömüren ve sömürülen/ ezen ve ezilen taraflar var.

Son bir video ile bitirmek istiyorum – gazeteciliğin görünürde tarafsızlığı ile ilgili. Videoda bir CNN muhabiri, Filistinli yazar Mohammed El-Kurd’a ‘sizinle ve sizin pozisyonunuzda olanlarla dayanışma amaçlı patlayan şiddetli protestoları destekliyor musunuz’ diye soruyor.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll to Top