Kilise Vakfı’na Ait Arazide bir Manastır 2023

Yazın İstanbul’da hepimiz ufak bir esintiye hasret kalıyoruz, işte tam böyle günlerde en keyifli kaçamağım bomontiada’da oluyor. Mahallenin içinde, kolay ulaşılabilir olmasıyla ve ferah bir alan sunmasıyla şehir yoğunluğundan kurtulmak için ideal bir mekân. Sıcakların kavurduğu yaz akşamı serinleten bir bira veya kokteyl için bomontiada’nın avlusundan daha iyi bir yer düşünemiyorum mahallede.

1xbet

Son olarak Bomonti’de müdavimi olduğum yoga stüdyolarına değinmezsem olmaz. Geniş ve bahçeye bakan Advayta Bomonti yoga stüdyolarında ve ilk göz ağrım Yogatime’da epey ter dökmüşlüğüm vardır. Hayat kalitemi arttıran böylesi mekânların mahallemde olması büyük şans. Ayurvedik danışmanlıktan masaj seanslarına, çeşitli yoga derslerinden alanında uzman eğitimlerin sunduğu eğitimlere kadar birçok öz bakım ve gelişim çalışmasına ev sahipliği yapan bu mekânlar Bomonti’ye attığım çapamı daha da derinleştirdi.

“Gökdelenlerin arasında kaybolan, dönüşümü yıllara yayılan Bomonti’nin giderek hareketlenen bir bölge hâline gelmesini seviyorum.”

Yağmur Çoban

1xbet

Bomonti’de mahalle hayatı

7-8 senedir Bomonti ve etrafında yaşıyorum. Yeni bina ve uygun kira eşleşmesini yakalayınca Bomonti’de yaşamaya karar verdim. Bomonti’nin kentsel dönüşüme girdiği yıllara denk geliyor bu. Gökdelenlerin arasında kaybolan, dönüşümü yıllara yayılan Bomonti’nin giderek hareketlenen bir bölge haline gelmesini, yaşayanların alışkanlıklarına uygun kahvelerin, restoranların, işletmelerin açılması, insanların sokakta birbirine selam verdiği bir mahallede olma hissini seviyorum.

Sağlıklı gıdaya ulaşım benim için mühim. Doğayla uyumlu üretim, tüketim ve sağlıklı bir gelecek için büyük emek gösteren Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin 15 sene önceki ilk örneği Şişli %100 Ekolojik Pazarı’nın bölgede yer alması semti sevme sebeplerimden bir diğeri.

1xbet

Yağmur Çoban

Kurtuluş’a yakın olmayı da seviyorum. İnsanın canı çekince Nazar Profiterol’un ya da Paskalya zamanı fırından yeni çıkmış paskalya çöreği alabileceği Palmiye Pastanesi’nin yürüme mesafesinde olması güvende hissettiriyor. Büyük bir dönüşüm var Bomonti’de. Bira bahçelerine evrilen bomontiada, yıkılan gecekonduların yerine dikilen rezidanslar, tekstil atölyelerinin yanlarına açılan cafelerle farklı bir atmosfer. Soylulaştırma örneklerini gördüğümüz diğer semtlere benzemiyor burası. Rezidansların arasında kalacak bir yer mi olacak, neye evrilecek merak içindeyim. Feriköy, Kurtuluş, Bomonti girit semtler de olsa günlük hayatta farklılıkları sokakların mimarisinde hemen göze çarpıyor.

Saint-Michel Fransız Lisesi

Müdavimiyim

Bölgede en sevdiğim yapılardan biri Notre Dame de Lourdes Gürcü Katolik Kilisesi. En sevmediğimse Mimar Sinan Üniversitesi Bomonti yerleşkesi. Fındıklı’da tarihî kampüste okumayı hayal eden öğrenciler için iyice hayal kırıklığı oluyor bu bina diye düşünüyorum. Yemekleri, hizmeti, geniş ve konforlu çalışma alanıyla Casa Cooklife, tam bir mahalle kahvecisi Kozmos ve ara ara yaptıkları Kozmik Bazar‘lar; Meat & Meet Kasap Dursun, Bâtard ve en tazelerinden Afil Bomonti müdavimi olduğum yerlerden.

Afil Bomonti

“Bomonti geçmişle şimdiki zaman arasındaki ipuçlarını bir araya toplamaya çalıştığım zihinsel bir mekân.”

Eda Yiğit

Bomonti’yi okumak

Bomonti semtiyle ilişkim, uzun yıllardır üzerine düşündüğüm Bomonti Bira Fabrikası’nın odağında yer aldığı akademik ve öznel çalışmalarımdan kaynaklanıyor. Gündelik hayat ilişkilerini gözlemlediğim, belli süreler içinde ziyaret etmezsem kendimi huzursuz hissettiğim bir semt Bomonti. Semtte kurulan Feriköy Antika Pazarı, fabrika ve semt hakkında efemera malzeme aradığım bir yer. Sıkça uğradığım, ironik bir şekilde eskiden Bomonti Bira Bahçesi’nin bulunduğu mekân, şu anda eğitim aldığım Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin kampüsü olarak hizmet veriyor.

Bomonti Bira Fabrikası, 2009, Fotoğraf: Eda Yiğit

Bomonti semti serbestçe ve bazen amaçsızca gezinmeyi sevdiğim, geçmişle şimdiki zaman arasındaki ipuçlarını bir araya toplamaya çalıştığım zihinsel bir mekan aynı zamanda. Bomonti Bira Fabrikası ve etrafında gelişen bu semtin geçmişte gayrimüslim nüfusun yaşadığı bir alan olması, sanayinin bu alanda faaliyet göstermesi sebebiyle üretim mekânlarıyla yaşam alanlarının iç içeliği, bostanların varlığı gündelik hayat alışkanlıklarını doğrudan biçimlendiriyor ve bölgeyi kendine özgü kılıyor.

Farklı sınıfsal ve kültürel karşılaşmalara ev sahipliği etmesi, edebiyat ve sanat dünyasından kesimlerin beraber vakit geçirebildikleri kamusal ortamların varlığı semte çok katmanlı ve çok kültürlü, derinlikli bir varoluş sağlıyor. Bunun yanında semtte kentsel dönüşümün tehlikeli ölçülerde yaşandığı ve sahte kamusallıklar yarattığı gerçeğini de akılda tutmalı. Endüstriyel ve kültürel miras bileşenleri kentsel dönüşüm tehdidi altında kar odaklı ve tüketimi merkezileştiren alanlara dönüştürülüyor. Şimdi eski fabrikanın yerini alan bomontiada bunun örneklerinden biri.

Bomonti Bira Fabrikası işçileri, kendi ürettikleri birayı içebildikleri geleneksel Cuma yemeğinde, 1970’ler, Kaynak: Zeki Ilgaz

Bomonti’de Gürcü Katolik Kilisesi, Fransız Huzurevi gibi geçmişe referans verebileceğimiz tarihsel duraklar varken Nestlé Çikolata Fabrikası gibi izlerini aradığımız, eski fotoğraflarda temsili süren, yokluğuyla hafızaya yerleşen eski sanayi, mekânları da bulunuyor. İçinde bulunduğumuz zamanda imkânsız bir yerin müdaviyim ben burada. Bomonti Bira Fabrikası, artık topyekûn bir üretim mekânı olarak varolmayan ama toplumsal bellekte yeri güçlü bir mekân. Benim fabrika müdavimliğim, bir araştırmacı olarak orada ömrünün büyük kısmını geçiren çalışanların hafızalarında olanları bir araya getirerek ve bulguları ve duyguları inceleyerek meydana geldi.

Şimdi bomontiada’ya gittiğimde, onlarca anlatının donattığı fabrika mekânı, üretim aşamaları, toplanma mekânı olan avlusu, sendikası, spor müsabakaları, kooperatifleri, lojmanları gibi zihnimde canlandırabileceğim berraklıkta duruyor. Müdavimlik geçmişe yerleşiyor, kısmen kaybedilmiş olanı ama aynı zamanda potansiyel olarak harekete geçirilebilecek olanın üzerinde şekilleniyor.

Bomonti’nin kısa bir özeti, tek bir sokak

Aslı Aydede

Yaklaşık 3,5 yıldır Bomonti’de oturuyorum. Kendimle kalmak istediğim zaman yürüyüşlerime Kazım Orbay Caddesi’nde bulunan, büyük bir bölümü kilise vakfına ait sokakta başlıyorum. Yürüdüğüm 400 metre boyunca sokaktaki her bir detay beni farklı yerlere ışınlıyor. Sokak boyunca dizilen ağaçlar daha yeşil bir semte, grafitti kaplı duvarlar Berlin’e, 19. yüzyılların sonlarında yapılan Notre Dame de Lourdes Gürcü Katolik Kilisesi de Türkiye’nin çok kültürlü güzel günlerine götürüyor beni.

Notre Dame de Lourdes Gürcü Katolik Kilisesi

Pandeminin ortasında yasaklardan bunalmışken kilisenin yemyeşil bahçesinde oturmanın ne kadar huzur verdiğini anımsıyorum. Kilise Vakfı’na ait arazide bir manastır, kolej ve imalathane bulunuyor. Manastırın hemen yanında Türkiye’nin ilk tıraş bıçağı üreticilerinden 1917 kurulan Zaza’nın imalathanesi var. Bomonti’nin kısa bir özeti gibi bu sokak – her katmanı farklı kültürden oluşan, tek tipleştirmeye inat renklerle dolu, zengin ve bir o kadar özgün.

Bomonti’nin renkleri

Şişli’de bir apartıman, bir kahve ve bir bar

Dilek Yaman

2013’ten beri mahallede yaşıyorum. Bomonti’yle ilk defa arkadaş ziyaretine taksiyle gelip o zamanlar Elmadağ’daki evime yüreyerek dönerken kaybolunca tanıştım. Bir mahallede yürürken kaybolma hissi, etrafa bakmaya, aşina olduğumuz yerlerle benzerlikler kurmaya itiyor. O esnada karşıma çıkan kendine has Şişli evleri Bomonti’de yaşama kararımın tetikçisi oldu. Bugün mahallenin sadece yaşayanı değil, aynı zamanda esnafıyım. Hem evim burada hem de dükkânım Kozmos Coffee.

Esnaflık mahalleyle ve mahalleliyle daha çok temasa sebep oluyor. Tanıştığım insanlar, komşularla olan iletişim, sohbetler bende Şişli evleri ve kültürüne dair merak uyandırdı, bu merakım karantina sürecinde bir projeye dönüştü. Hâlâ devam eden projemin ismi Şişli’de Bir Apartıman. 9 yıldır yaşadığım mahallede kendi güvenlik çemberimi kontrol etmeye, kök salmak üzerine düşünmeye ve çocukluğumda yaşadığım mülkiyet hissiyatına olan yakınlıkları fark etmeye, meşhur Lüküs Hayat müzikalinde bahsi geçen, nikel-kübik mobilyalı, duvarları yağlı boyalı Şişli’de şimdi kimler yaşıyor diye sormaya iten bir fotoğraf projesi bu.

Şişli’de Bir Apartıman

Bomonti’nin anımsamaları

Mahallenin eskilerinden bira bahçeleri ve bostanlarla ilgili birçok hikâye dinledim. Bu bir dönemin tarihini anlatanların ortak yanı “modern ve eskide kalmış İstanbul anıları” olması. O zamanları merak edip özlem duymamak mümkün değil. Manukyan’ın işlettiği evler, Zeki Müren‘e ait olduğu söylenen apartmanlar, ressam Mihri Minas’ın düzenlediği partilere ev sahipliği yapan bina, baklahorani yürüyüşleri, son yıllarda görmesem de ilk taşındığım zamanlar yıl başında rastladığım Noel Baba’lar ilk akla gelenler. Ama bugün de yeni hikâyelerle karşılaşmanın mümkün olduğu bir semt burası.

Bazen bir evin isminden bazen bir sokağın hikâyesinden başlıyor, kendimi geçmişe kaptırıyorum; bazen de Uluslararası Kazananlar Kilisesi ve cemaatinin cumartesi ayinlerine giderken giyindikleri kıyafetlerinin renklerine. Akıllardaki ve Sait Faik hikâyelerindeki Bomonti’nin bugünkü yansımaları Gürcü Katolik Kilisesi ve Noel ayinleri; Paskalya zamanı komşulardan gelen rengarenk yumurtalar; politik durumlar karsısında tüm mahallenin verdiği ortak tepkiler ve de esnafın mahalleye hâkim oluşu aslında.

Fotoğraf: Yağmur Çoban

Müdavimiyim

Mahallede en çok zaman geçirdiğim yer Kozmos Coffee ve Pub Bomonti. Burası 2015 yılında açtığımız ve işletmeciliğini benim sürdürdüğüm mekânımız. Mahallenin ilk kahve dükkânıydık, şimdilerde aynı zamanda bir mahalle barı da olduk. Bomonti’nin en sevdiğim özelliği Kozmos’ta sıklıkla rastladığım “müdavim olma durumu”nun yaşandığı bir mahalle olması. Ara sokakta bir süpriz gibi duruyoruz. İnsanlar geliyor, tanışıyoruz, bazen birlikte üretiyor ve bolca birlikte eğleniyoruz. Aynı şeylere gülüp aynı şeylere ağlayan, hayata ve tüm zorluklara birlikte dayanışma geliştiren birçok tanışıklığa sebep verdiği için Kozmos’u çok seviyor, mahallede güvenli bir alan olarak varlığını sürdürmesini önemli buluyorum.

Kurtarılmış bölgede trafiksiz yaşam

Yeni nesil sanat ve tasarım platformu Mercado kurucu ortakları Yağız Genç & Tuna Mert

Yağız: İkimiz de pandemi başlamadan hemen önceki dönemde Bomonti’ye taşındık. Yaklaşık iki buçuk yıldır burada yaşıyoruz. Geçen yılın sonunda ofisimizi de Bomonti’ye aldık. Buranın bendeki cazibesi gün geçtikçe artıyor. Yeni taşındığım dönemde farkında olmadığım pek çok özelliği şu an benim için vazgeçilmez.

Konumu kesinlikle bir tercih sebebi: Nişantaşı, Taksim, Beşiktaş gibi merkezlere yürüyerek ulaşabilmek ve metro bağlantılarıyla trafik derdini aklımdan uzak tutabilmek çok önemli. Merkezî olmasına rağmen görece sakin sokakları da hoşuma gidiyor. Çevre sokaklarımda nalburdan manava, baskı merkezinden ambalaj toptancısına tüm ihtiyaçlarımı bulabilme lüksüne de kolay alıştım.

Yağız Genç ve Tuna Mert

Tuna: Bomonti şehrin tam göbeğinde – her yere yürüyerek ya da metroyla rahatlıkla ulaşabileceğiniz mesafede. Benim için bu çok önemli çünkü köpeğim Tilki’yle yürüyerek günlük işlerimi halledebilmek, ofise gidebilmek çok değerli. Bölge gittikçe popülerleşmesine rağmen Nişantaşı ve Kurtuluş’un kaotik atmosferi burada yok. Hem şehrin içinde hem izole.

Çeşitlilik ve sürdürülebilirlik

Tuna: Bomonti, İstanbul’daki “kurtarılmış bölge”lerden. Bunun en önemli sebebi de senelerdir burada yaşayan semtin gerçek sahipleri. Oldukça yoğun bir gayrimüslim nüfusu bu bölgede yaşıyor. Kimseyi dışlamayan, herkesi kucaklayan bir kitle. Bölgeyi çok iyi korumuş ve sahiplenmişler. Bina isimlerinin yazıldığı font’lar, bina kapıları âdeta birer zanaat eseri.

Yağız: Bomonti’deki çeşitlilik bana her zaman besleyici geliyor. Daha önce Kuzguncuk ve Etiler gibi iki farklı dokuya sahip mahallede yaşadım. Kuzguncuk’taki samimi komünite ve tanışıklık hissiyatıyla Etiler’deki şehrin merkezinde ve aktif şehir gündemine yakın olma hâlinin ideal bir birleşimi olarak yorumluyorum buradaki yaşantımı. Bundan dolayı ofisimizi de Bomonti’ye taşımak istedik ve tüm ihtiyaçlarımıza yürüyerek ulaşabildiğimiz sürdürülebilir bir günlük ulaşım rutini oluştu. Bu birleşimin bir katkısı da tarihî Bomonti Bira Fabrikası ve Bomonti Su Şatosu gibi her gördüğümde beni mimarisiyle etkileyen yapıların yanı sıra güncel tasarım ve deneyim trendleriyle kurgulanmış yeni mekânları da mahallemde keşfedebilmek.

Müdavimiyim

Tuna: Bomonti, gastronomik anlamda müthiş bir bölge. Şanslıyız ki şehrin en iyi şeflerinin restoranları burada. Lezzet ve tasarımın birleştiği çok güzel mekânlar var: Bâtard, Primitif, TURK, Isola, Blok, Cross Fingers! Semtin son gözdesi, Zula‘dan tanıdığımız şef Cihan Kıpçak’ın yeni İtalyan mutfağı restoranı The Ordinary.

Autoban imzalı tasarımıyla Kilimanjaro

Yemek için Yağız’la ortak değişmeyen favorimiz bomontiada‘da yer alan Kilimanjaro. Gerek menüsü gerek Autoban imzalı iç tasarımıyla denenmesi gereken bir mekân. Üstelik şehrin en iyi yemek eşlikçisi müzikleri de burada.

Kahve dükkânlarına gelecek olursak Cargo Coffee Co. benim için çok ayrı – çünkü mimarlığı bırakmadan önce hayata geçirdiğim son proje burası. Kahvesi leziz, önündeki açık alanda vakit geçirmek çok keyifli ve tabii ki hayvan dostu. Mahallenin en sevdiğim dükkânı, nabistanbul. Doğal kişisel bakım ürünlerinin satıldığı dükkanın önünden geçmek bile sizi mutlu etmeye yetiyor. Yemyeşil bir bahçe içerisinde yer alan Bomonti Gürcü Katolik Kilisesi de ilham verici lokasyonlardan.

“Bomonti maceram 2017’de tarihî Astek Meyhane’nin üst katında yaşamamla başladı.”

Sinem Uğurdağ

Kadıköy’den başka bir yeri ev olarak görebileceğimi veya “karşının taksisi” olabileceğimi Bomonti’nin pazarlarının büyüsüne kapılana kadar tahmin etmiyordum. 2017’de tarihî Astek Meyhane‘nin üst katında yaşamamla başlayan Bomonti maceram, kısa bir ara almış olsa da İstanbul’a döner dönmez taşınmak istediğim mahalle listesinde en üst sırayı aldı. Ne de olsa uzun zaman önce İstanbul ve civar şehirlerin en samimi pazarcıları cumartesi Feriköy Organik Pazarı’nda pazar günüyse Feriköy Antika Pazarı’nda tanışmışım dostluklarım başlamış. Organik pazarda gözleme tezgahının başındaki Haluk’tan otlu patatesli ve mutlaka pul biberli gözleme, Ayten Abla’dan onun içinden gelen gibi organik meyve suyu istemeye alışmışım.

Sinem Uğurdağ

Pazardaki esnafla kurduğum ilişki zamanla gelişmiş olsa da pazardaki gıdalarla ilişkim çok daha önce başladı. Feriköy Organik Pazarı’nda yer alan bütün meyve ve sebzeler mevsiminde yetişiyor, pestisit (tarım ilacı) kullanılmıyor. Şişli Belediyesi ve uzun yıllar gönüllülük esasıyla çalıştığım Buğday Derneği her sabah sebze meyveler geldiğinde organik sertifikasına sahip üreticilerin getirdiği ürünleri ve onaylanan miktarları kontrol ediyor. Bu sayede araya hiç bir şekilde organik olmayan sebze katılmıyor. İstanbul’daki sayılı mevsiminde ve ilaçsız sebze alınabilecek yerlerden biri.

Müdavimiyim

Pazarın yorgunluğunu atmak için pazar arabamla birlikte mutlaka Montag’a uğrar, V60’la demlenmiş bir kahve içerim. Ardından Bomonti’nin ara sokaklarında yürürken nabistanbul‘a fırsat buldukça bir göz atarım. Dükkâna her girdiğimde hayatın yavaşladığını düşünürüm – içeride hep harika sakinlikte bir enerji oluyor, sabunlar ve bitki suları arasındaki keşfin uzun zamandır tutkunuyum. Son durağımsa hep GurmedenAl olur. Türlü türlü soslar, peynirleri, baklagilleri ve baharatları arasında kaybolmayı çok seviyorum. Favorilerimi sıralamam gerekirse reynar sos, demir çayı, salçaları ve mayıs papatyası sirkesi diyebilirim.

Feriköy Organik Pazarı
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

Mahallenin keşifleri bunlarla sınırlı değil tabii ki. Ama ilk aklıma gelenler ve mahalleyi benim için mahalle yapanlar bunlar. Bir daha Bomonti’ye geldiğinde, yavaşlamayı ve pazarcılardan esnafına sohbet etmeyi deneyebilirsin sevgili Solitan.

gayrimüslim

Bomonti

İskoçya

Avrupa yakası

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

Maçka Parkı

Beyoğlu

Şehrin neşeli, izole, samimi merkezi: Bomonti’de Müdavimiyim!

Soli

Her hafta bir mahalle, bir mahalleli! Seyahat ve kültür yayını Soli, her hafta bir mahallenin esnaflarının, binalarının, sokaklarının, insanlarının hikâyesini anlatıyor.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll to Top